Feminist Buluşma Öncesi İzem’le Söyleştik

Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin düzenlediği 6. Feminist Buluşma bu yıl 23-26 Mart tarihleri arasında geçekleşecek. Buluşma programındaki ilk etkinlik ise 23 Mart Perşembe günü saat 15.00’daki “Feminist Sinema ve Film Teorisine Genel Bir Bakış” sunumu olacak. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi‘nde yapılacak olan sunumu Filiz İzem Yaşın gerçekleştirecek.  Şimdi sizi Yaşın’la yaptığımız söyleşiyle baş başa bırakalım:

Merhaba İzem. Seninle söyleşi yapma teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Ben seni tanıyorum aslında ama ben de mesela yarınki feminist buluşmada yapacağın sunum ile ilgili yönünü hiç bilmiyordum doğrusu. Kendinden ve 6. Feminist Buluşma kapsamında gerçekleştireceğin yarınki sunumundan kısaca bahseder misin?

Filiz İzem Yaşın: 2011’de Ege Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünde lisans eğitimime başladım. Kolaj, şiir, video ve fotoğraf üretiyorum. Feminist film teorisi üzerine yakın zamanda okumaya başladım. Sunumu düzenlemek istememizin sebebi ise gerek teorik anlamda ana akım sinemaya ve bugün sanat sineması diye andığımız bağımsız sinemaya feminist eleştiri getirecek koşulları yaratmak, gerekse feminist bir sinemanın mümkünlüğü üzerine beraber kafa yormak…

Feminizm ve sinema deyince aklımdaki çalışmalar hep kadın karakterlere ilişkin incelemeler; onların anne olması, orospu olması vesaire üzerine… Sen de böyle bir çalışma mı yürütüyorsun?

Erken feminist film teorisi bu ikiliğe odaklanıyor evet. Daha sonrasında kadın filmleri diye bir furya çıkıyor Hollywood’da, bu ikilikten kurtulamayan ama dişi seyircinin de bakışını önemseyen ve kadın karakterlerin psikolojik durumlarını odağa yerleştiren bir akım bu. Ancak sektör hala beyaz erkeklerin elinde olduğu için feminist teorisyenleri çok da tatmin eden sonuçlar çıkmıyor ortaya. Birbirinden farklı yöntemler öneriliyor sinemayı erkek nazarı dediğimiz şeyden kurtarmak için. Sunum genel olarak bu eğilimler ile ilgili genel bir bilgi vermeyi hedefliyor.

Söylediklerinden aralamaya çalıştığın konunun temsiliyet sorunundan ziyade sanat eserlerine feminist bir eleştiri getirebilmek olarak anlıyorum. Doğru mu?

Bence temsiliyet sorunu feminist eleştiriye dâhil. Ancak çok çeşitli, bir yandan film karakteri olarak kadınların ve queer’lerin temsiliyeti sorunu var, bir tarafta da sektör içinde kadın ve queer çalışanların (yönetmenler, set işçileri, oyuncular) bir temsiliyet sorunu var. Erken dönem feminist film teorisi kadın karakterin hikâyesini anlatan filmleri feminist sinema olarak kabul ederek başlıyor örneğin ama zamanla önce kadınların ürettikleri filmler daha sonra da feminist bir perspektifle çekilen filmler feminist sinema sayılmaya başlıyor. Tabi erken dönem teori için “queer”den bahsedemiyoruz bile, o 80 sonunda trans görünürlüğü ile biraz başlayan ama hala ana akıma intikal etmemiş bir mesele.

Bir sektör olarak sinemayı da ele almak gerekir öyleyse? Setlerin çalışma koşulları, yapımcılar ve şirketlerle olan iletişim ve bu olanaklara erişim gibi meseleleri de incelemek gerekir öyle değil mi?

Tabi, bütün sektörler gibi belki biraz daha çok set mobbing’le, tacizle çok mücadele edilmesi gereken bir alan. Türkiye’de çalışma koşulları malum zaten, set işçisi erkekler de büyük zulme maruz kalıyorlarken sette çalışan kadınların, transların, queer’lerin maruz kaldığı zulüm ikiye katlanıyor. İyi girişimlerde bulunuldu ama geçtiğimiz iki üç yılda bu konuda, sendika kuruldu, feminist sinemacılar bir platform kurdular vesaire…

Ama yeterli değil mi diyorsun?

Elbette değil, tüm is alanları gibi burada da yolun çok başındayız. Üstelik bütün bir medya dilinin çok daha kötüye gittiğini de söyleyebiliriz (Recep İvedik gibi kocaman bir örnekten hareketle) düşünsene, bir film setinde çalışan bir trans kadınsın, filmde karakterlerin transfobik espri yapıp güldükleri bir sahne var. Birlikte yürüyen şeyler demeye çalışıyorum, üretilen işin ne kadar ayrımcı olduğundan üretim alanının ne kadar ayrımcı olacağını tahmin edebiliyorsun.

Peki, lisans eğitiminden doğru sektörün içerisinde senin kendi deneyimlerin oldu mu? Kendini bu alanda var etmeyi mi yoksa uzak tutmayı mı tercih ediyorsun?

İzmir’de çekilen 4 tane uzun metrajda çalıştım çeşitli pozisyonlarda. Ne doğrudan sektöre girdim diyebilirim ne de dışında durdum. Elbette her alandaki kadar ayrımcılık gözlemledim ama ben yaşadığım şehir ve çalıştığım ekipler itibariyle biraz daha şanslıydım. Özcü bir söylem gibi olmasın ama benim çalıştığım işler biraz daha “kadın eli” değen islerdi.

Nispeten şanslıydın o halde. Son olarak birçok sanat dalına ilgin olduğunu veyahut bu alanlarda işler ürettiğini söyledin; sanatın dilini feminizmin bir aracı olarak nasıl kullanabiliriz peki?

Benim bu konuda biraz kafam karışık açıkçası. Sanatsal üretimi bir şeyin aracı olarak görmenin büyük yanılgı olabileceğini düşünüyorum. Bence mesele feminist olarak kendini, queer olarak kendini, beyaz olmayan olarak kendini saklamak zorunda hissetmeden iş üretebilmek. Ana akıma uydurmaya çalışmadan, eril akla uyum sağlamadan yapılan iş, özü gereği feminist olacaktır zaten. Kendini diri tutmak gerekiyor sadece. Yoksa sanatı “şöyle olsun, böyle olsun”a uydurmaya hiç gerek yok, bu tabi benim fikrim. Feminist film teorisyenlerinin çoğu farklı düşünüyor. Benjamin’in politikanın estetize edilmesi ile ilgili harika bir makalesi vardı, sunumların devamı gelir de küçük bir atölye kurabilirsek ona da bakarız belki sonrasında.

6. Feminist Buluşma kapsamında bir sergi de organize edilecek, senin de içinde yer aldığını biliyorum. Serginin amacından da biraz bahsedebilir misin?

Derdimiz hep görünürlük ve dayanışma değil mi? (Gülüşmeler) Sergi biraz alelacele oldu, ne bir teması var ne de bir bütünlüğü aslında. “Arabesk Gecesi” etkinliği ile başlayacak, bir hafta kadar da o mekânda açık kalacak. Feminist buluşma kapsamında kendine feminist diyen sanatçıların işlerini bir araya getirmenin iyi olabileceğini düşündük. Hatta adını “yaklaşın göreceksiniz feminizm herkes içindir” mi koysak ne dersin? Şimdi düşününce sergi bununla ilgili oldu biraz…

Neden olmasın? (gülüşmeler)… Son olarak eklemek istediğin şeyler var mı? Gerçi biraz bahsettin ama yarınki sunumda bizi neler bekliyor olacak?

Genel olarak feminist film teorisinin ve feminist sinemanın odaklandığı sorunlardan bahsedeceğiz. Sonrasında kurulması hedeflenen bir toplamın ilk basamağı gibi düşündük. Bakalım nasıl olacak.

Bakalım, heyecanla bekliyoruz. Çok teşekkürler bu güzel sohbet için İzem.

Röportaj: Erdem Gürsu
23 MART PERŞEMBE
15:00 Feminist Sinema ve Film Teorisine Genel Bir Bakış
Sunum: Filiz İzem Yaşın
Yer: Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi 3.Kat
21:00 Arabesk Gecesi ve Feminist Sergi Açılışı
Yer: Kırmızı Kafe&Bar /Alsancak
6. Feminist Buluşma Facebook
6. Feminist Buluşma Programının tamamına ulaşmak için tıklayınız.

*Feminist Buluşma, İsveç Ulusal Kalkınma ve İşbirliği Ajansı (SIDA) tarafından finansal olarak desteklenen Gökkuşağı kapsamında gerçekleşmektedir. Buluşmaya mekansal destek ise Konak Kent Konseyi tarafından sağlanmaktadır. Tüm destekçilerimize teşekkür ederiz.

sweden SIYAHPEMBE.ORG websitesi, Gökkuşağı Projesi kapsamında, İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Kurumu SIDA tarafından desteklenmektedir. | © 2014 erdemly. Her hakkı saklıdır.