Jamie’nin İtirafları

Albüm: The Irrepressibles / Mirror Mirror, Major Record Label, 2010

 

Pastel renklerin içine yapılmış gri ilavesi, 1980’li yılların sahte yüce gönüllü yıldızlarını deşifre eden bir turnusol işlevi görmekle kalmıyor aynı zamanda samimiyetin şov dünyası için ifade ettiklerini de sorgulamak için görsel bir vecize yaratıyordu zihnimde.

Klaus Nomi’yi tanıdığımda queer teorinin ne olduğunu bilmiyordum, belki Nomi de bilmiyordu ama varoluşu, kavramı somutlaştırma çabam için imaj oluşturmaya yetti de arttı bile. Nedense onun “gerçekliğini” sorgulama gereği hissetmedim, çünkü o yapıbozumcu üslubuyla dadadan aldığı mirası taşıyor gibiydi adeta. Nomi, esin kaynağı olduğu müzisyenler için çoğunlukla cila işlevi görmüş olsa da, The Irrepressibles için baskın tadıyla bir tutam kakuleden fazlası gibi görünüyor.

Söz konusu tadı tam kıvamında tutturmuş olması, albümü magnum opus yapmaya yeter mi bilmiyorum ama “Mirror Mirror” albümüne dikkatle yerleştirilen her parçadaki sepya filtresi, çalışmayı yıllanmış olduğu kadar da canlı kılıyor. Bu filtrenin sözlerden yansıyan ifadesi, albümün öznesi olan Jamie McDermott’ın, penisi olan herkese verilen rütbeyi taşımadığı için yaşadığı kati süreçle örtüşüyor; vakur ama mağdur.

Ne de olsa  toplumsal cinsiyetini reddeden her erkeğin erkliğini de terketmiş olması, heteronormativitenin kurgusunda en masum kanıyla, cennette intihar etmeye benzetilirken, iktidardan payını almak isteyenler için nefretin en meşru kulvarı olarak görülür. Yıllansa da değişmeyen bu yaklaşımın canlılığı, patriyarkanın kılık değiştirmesiyle yeni kan bulur.

On kişiden oluşan tiyatral orkestrası ile yer yer öfkeli, yer yer pişmanlıklarla dolu karamsar hikayeler anlatan Jamie McDermott, neredeyse on yıldır bu proje ile meşgul; ancak 2010 yılında ürün verebilmiş olsa da, yatarken bile görülebilecek bir yere konulup varlığıyla mutlu olunacak az sayıda albümle karşılaşan melankolik, kabare ve chamber pop dinleyicisi için oldukça özel bir çalışma.

Söz ve müziklerin tamamını yazan Jamie McDermott’ın vokallerini yapıp akustik gitarlarını çaldığı albümde, kapak tasarımını ve “In This Shirt” parçasının düzenlemesini de yapan Jordan Hunt, kemanları çalıyor. Hunt, aldığı Batı Sanat Müziği eğitimi ve operaya olan ilgisini solo çalışmalarına saklamış olsa da, etkisini performansında görmek mümkün.

Albümün ilk parçası olan “My Friend Jo”nun da Jo’su olan Hunt, grubu Jammie McDermott ile birlikte kurmuş. Viyolada Charlie Stock, çelloda Nicole Robson, kontrbasda Sophie Li, flütte Rosie Reed, klarnette Sarah Tobias, obuada Olivia Duque, tuşlu çalgılarda Sarah Kershaw ve perküsyonda Jamil Reyes’den oluşan İngiliz grup, albüm kayıtlarını Londra’da, Dimitri Tikovoi prodüktörlüğünde yapmış. Major Record Label’dan çıkan ilk albüm olması ve bağımsız bir şirket olmasından dolayı yaşadığı dağıtım güçlüğü nedeniyle albümü raflarda görmek zor.

Fritz Stolberg’in 2007’de çektiği kısa film ya da klip olan “In Your Eyes” ile en belirgin çıkışını yapan grup, görselliğe ne denli önem verdiğini her çalışmasında vurguluyordu. Ancak bu görsel düşkünlüğünün müziksel zayıflıkla ilgisi olmadığının sağlamasını yaptığı albümün yanı sıra, ödüllü bir koreografi çalışması ile sunulan sahne performansları ve McDermott’ın parça aralarında anlattığı hikayeler, bir konserden de fazlasını sunuyor izleyiciye.

Maksimal bir orkestrasyon ile birleşmiş melankolik ballad atmosferinin yarattığı bipolar duyuma, Jamie’nin dokunaklı lirikleri ve pürüzsüz bir kadifenin yanağınıza sürtünüşü hissini veren androjen sesi eklenince, her parça ayrı bir katarsis yaşatmış oluyor.

Queer müzik teorisine uygun olarak, sözlerin, müziğin, hatta oturtumun, performansların, eril-dişil içeriği de dışarığı da belirsizleşecekse ve Antony & The Johnsons bu teorinin günümüzdeki en popüler grubu ise The Irrepressibles bu mimarinin kusursuz örneği kabul edilebilir.

Gökkuşağında kaybolan Jamie’nin karamsarlığına, rasyonelliğinden ileri gelen bir duruş diyenler için, hayatı bir Kafka metnine çeviren kararların muğlaklığında “Mirror Mirror” albümü, hem açımlayıcı hem de sırdaş olacaktır. Ya da umut gibi kelimeler yeniden tanımlansın.

Yavuz Cingöz | Yazarın Tüm Arşivi İçin Tıklayınız

siyahpembe.org sitesinde yayınlanan yazılar tamamen yazan kişilerin sorumluluğundadır. Yazılar, yalnızca yazarların şahsi fikir ve görüşlerini yansıtır. Bu yazılardan doğacak olan maddi ve manevi zararlardan siyahpembe.org sorumlu tutulamaz.

Post comment

Your email address will not be published.

sweden SIYAHPEMBE.ORG websitesi, Gökkuşağı Projesi kapsamında, İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Kurumu SIDA tarafından desteklenmektedir. | © 2014 erdemly. Her hakkı saklıdır.